Katagoriler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ROMAN YAZMIŞ |
Bir akıl hastanesinde bir deli, öteki deliye:
- Ben bir roman yazdım, al oku; bakalım beğenecek misin, demiş.
Ve kendisine kalınca bir kitap vermiş.
Öteki deli, bir hafta boyunca okumuş romanı. Sonunda arkadaşı deliye:
- Romanın çok ilginç, demiş; yalnız biraz kalabalık, çok isim var içinde.
Kitabı veren deli:
- Al, demiş, ikinci cildini de oku.
Ve kalınca bir kitap daha vermiş.
Yine aradan bir zaman geçmiş. Romanın ikinci cildini de alan deli:
- Bunu da okudum, demiş; gerçekten çok ilginç ama, bu da çok kalabalık; çok isim var içinde...
O sırada akıl hastanesinin doktoru gelmiş üstlerine:
- Verin bakayım, demiş, o telefon rehberlerini. Ne zaman aldınız bunları; ben de kaç gündür onları arıyordum
|
SINAV SORUSU |
Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskoplarda lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak" Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş :
''Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?" Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış :
"Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu
|
İngiliz Fransız Türk
birgun ingiliz fransız türk uçaga binerler belli bir muddet sonra ingiliz bir sigara yakar ve bir fırt çeker aşagıya atar ingilizle bizim türk hemen sorar niye bir fırt çekip camdan aşagıya attın derler ingiliz:
Aman beee bizde bundan çok var
yine belli bir muddet daha sonra fransız çantasından parfümü sıkıp camdan aşagıya fırlatır hemen ingilizle bizim türk fransıza sorar ee niye bir kere sıkıp aşagı attın derlerr fransızz:
niye atmıyım bizde bundan çokk varr der
sıra gelir bizim türke bakacakki atacak bişiy yok camdan aşagı bir yolcuyu atar :=)) hemen sorarlar ingilizle fransız niye adamı camdan aşşagı attın be adam sen delimisin derler bizim türk:
aman be taktıgınız şeye bak bizim memlekette bundan daha çok varrrr der.
|
Küçük bir kız öğretmeni ile
balinalar hakkında konuşuyordu.
Öğretmen bir balinanın insanı
yutmasının fiziksel olarak imkansız
olduğunu söyledi,
çünkü balinaların boğazı çok küçüktü.
Küçük kız Jonah'ı (Yunus peygamber)
bir balinanın yuttuğunu söyledi,
sinirlenen öğretmen balinanın insanı
yutamayacağını tekrarladı, bu imkansızdı.
Küçük kız şöyle dedi,
"Cennete gittiğim zaman Jonah'a soracağım"
Öğretmen "Ya Jonah cehenneme gittiyse?"
diye yanıtladı.
Küçük kız " O zaman sen sorarsın"
----------------------------------------------------------------------
Bir anaokulu öğretmeni
sınıftaki çocuklar resim yaparken, onları seyrediyordu.
Her çocuğun çalışmasına bakmak için sınıfta dolaşıyordu.
Gayretli bir şekilde çalışan küçük bir kızın yanında
gittiğinde, ona ne çizdiğini sordu.
Kız yanıtladı, "Tanrıyı çiziyorum"
Öğretmen duraksadı ve sordu,
"Ama hiç kimse Tanrının neye benzediğini bilmiyor"
Kız kafasını kaldırmadan yanıtladı,
"Birazdan öğrenecekler"
--------------------------------------------------------------------
Bir gün küçük bir kız oturup
annesinin mutfakta bulaşıkları yıkamasını seyrediyordu.
Aniden annesinin saçlarında beyazlar olduğunu fark etti.
Annesine baktı ve merakla sordu,
"Neden saçında beyazlar var anne?"
Annesi yanıtladı,
"Her yanlış yaptığında, beni kızdırdığında,
mutsuz ettiğinde, saçlarımdan biri beyazlar"
Küçük kız bu cevap üzerinde bir süre düşündü ve
sonra sordu,
"Anne, oyleyse anneannemin tüm saçları
nasıl bembeyaz oldu?"
---------------------------------------------
Çocuklar hep birlikte fotoğraf çektirmişlerdi,
öğretmen her birini bir fotoğraf almaya
ikna etmeye çalışıyordu.
" Düşünün, büyüdüğünüz zaman bu fotoğrafa bakıp
'Bu Jennifer, o avukat,' veya 'bu Michael, o doktor' demek
ne kadar güzel olur"
Sınıfın arkasından zayıf bir ses çınlar
"Ve bu öğretmen, o öldü."
------------------------------------------------------------------------
Çocuklar öğle yemeği için
Katolik ilkokulunun kafeteryasında sıraya girmişlerdi.
Masanın başında büyük bir elma yığını vardı,
Rahibe bir not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı:
"Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor"
Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda
büyük bir çukulatalı çörek yığını vardı.
Bir çocuk not yazmıştı,
"İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları gözlüyor"
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|