Siteme Hoşgeldiniz

www.kahramanali-m.tr.gg




   
  KRİSTAL
  Fıkralar
 
ROMAN YAZMIŞ

Bir akıl hastanesinde bir deli, öteki deliye:
- Ben bir roman yazdım, al oku; bakalım beğenecek misin, demiş.
Ve kendisine kalınca bir kitap vermiş.
Öteki deli, bir hafta boyunca okumuş romanı. Sonunda arkadaşı deliye:
- Romanın çok ilginç, demiş; yalnız biraz kalabalık, çok isim var içinde.
Kitabı veren deli:
- Al, demiş, ikinci cildini de oku.
Ve kalınca bir kitap daha vermiş.
Yine aradan bir zaman geçmiş. Romanın ikinci cildini de alan deli:
- Bunu da okudum, demiş; gerçekten çok ilginç ama, bu da çok kalabalık; çok isim var içinde...
O sırada akıl hastanesinin doktoru gelmiş üstlerine:
- Verin bakayım, demiş, o telefon rehberlerini. Ne zaman aldınız bunları; ben de kaç gündür onları arıyordum

                                                 

            
 SINAV SORUSU

Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskoplarda lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak" Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş :

''Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?" Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış :
"Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu

                                          
   





  




           
İngiliz Fransız Türk

birgun ingiliz fransız türk uçaga binerler belli bir muddet sonra ingiliz bir sigara yakar ve bir fırt çeker aşagıya atar ingilizle bizim türk hemen sorar niye bir fırt çekip camdan aşagıya attın derler ingiliz:
Aman beee bizde bundan çok var
yine belli bir muddet daha sonra fransız çantasından parfümü sıkıp camdan aşagıya fırlatır hemen ingilizle bizim türk fransıza sorar ee niye bir kere sıkıp aşagı attın derlerr fransızz:
niye atmıyım bizde bundan çokk varr der
sıra gelir bizim türke bakacakki atacak bişiy yok camdan aşagı bir yolcuyu atar :=)) hemen sorarlar ingilizle fransız niye adamı camdan aşşagı attın be adam sen delimisin derler bizim türk:
aman be taktıgınız şeye bak bizim memlekette bundan daha çok varrrr der.


 
           


 Küçük bir kız öğretmeni ile 
  balinalar hakkında konuşuyordu.

 Öğretmen bir balinanın insanı
 yutmasının fiziksel olarak imkansız
 olduğunu söyledi,
 çünkü balinaların boğazı çok küçüktü.

 Küçük kız Jonah'ı (Yunus peygamber)
 bir balinanın yuttuğunu söyledi,
 sinirlenen öğretmen balinanın insanı
yutamayacağını tekrarladı, bu imkansızdı.

 Küçük kız şöyle dedi,
 "Cennete gittiğim zaman Jonah'a   soracağım"

 Öğretmen "Ya Jonah cehenneme  gittiyse?"
 diye yanıtladı.

 Küçük kız " O zaman sen sorarsın"


----------------------------------------------------------------------

 Bir anaokulu öğretmeni
 sınıftaki çocuklar resim yaparken,  onları   seyrediyordu.
 Her çocuğun çalışmasına bakmak için   sınıfta dolaşıyordu.

 Gayretli bir şekilde çalışan küçük bir  kızın yanında
 gittiğinde, ona ne çizdiğini sordu.
 Kız yanıtladı, "Tanrıyı çiziyorum"
 Öğretmen duraksadı ve sordu,
 "Ama hiç kimse Tanrının neye  benzediğini bilmiyor"
 Kız kafasını kaldırmadan yanıtladı,
  "Birazdan öğrenecekler"


--------------------------------------------------------------------
 Bir gün küçük bir kız oturup
 annesinin mutfakta bulaşıkları   yıkamasını seyrediyordu.
 Aniden annesinin saçlarında beyazlar  olduğunu fark etti.
 Annesine baktı ve merakla sordu,
 "Neden saçında beyazlar var anne?"

 Annesi yanıtladı,
 "Her yanlış yaptığında, beni  kızdırdığında,
 mutsuz ettiğinde, saçlarımdan biri  beyazlar"

Küçük kız bu cevap üzerinde bir süre düşündü ve
 sonra sordu,
 "Anne, oyleyse anneannemin tüm  saçları
 nasıl bembeyaz oldu?"
---------------------------------------------

 Çocuklar hep birlikte fotoğraf  çektirmişlerdi,
 öğretmen her birini bir fotoğraf almaya
 ikna etmeye çalışıyordu.
 " Düşünün, büyüdüğünüz zaman bu  fotoğrafa bakıp
 'Bu Jennifer, o avukat,' veya 'bu Michael,  o doktor' demek
 ne kadar güzel olur"

 Sınıfın arkasından zayıf bir ses çınlar
 "Ve bu öğretmen, o öldü."

------------------------------------------------------------------------


 Çocuklar öğle yemeği için
 Katolik ilkokulunun kafeteryasında  sıraya girmişlerdi.
 Masanın başında büyük bir elma yığını  vardı,
 Rahibe bir not yazıp elma tepsisinin  üzerine asmıştı:

 "Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor"

 Sırada biraz daha ilerleyince, masanın   diğer ucunda
 büyük bir çukulatalı çörek yığını vardı.

 Bir çocuk not yazmıştı,
 "İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları   gözlüyor"
 
 
  AliMurat Copyright  
 
Bu Site AliMurat Tarafından Hazırlanmıştır

googleforex Facedeki Öğrenciler
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol